14 Ağustos 2010 Cumartesi

Geçmişim geleceğimi 'yağmalarken'...


Bugün çok canımı acıtan bir şey farkettim. yeni bir başlangıç, yeni bir ortama giriyorum ve okadar heyecanlıyım ki hayaller kuruyorum... yeni insanlar, yeni arkadaşlıklar. aslında çok güzel bir duygu gibi geliyo sakin sakin okuyunca, yazarken bende sakin yazdım ama cümlelerimi kurarken anlamlarını idrak edişim ve içimde kopardığı fırtına, bir şeylerden yoksunluk hissi, nefesimin kesilişi, bana bile farkettirmeden gözlerimde biriken yaşlar, okadar derindenki...
Düşündüm biran çok derin, düşündüm en uç noktasına kadar. geçmiş çok yormuş olmalıki beni, geleceğim bu denli heyecan verici, her nekadar belli olmasada sanki daha iyi olacakmış gibi... yeni yüzler, yeni kişilikler tanımak istedim. geçmişin yüzü eskimiş olmalıki yüreğimde, dokunulmamış yeninin heyecanı var içimde.
Geçmiş bu denli nefret ettirecek ne yapmıştıki bana, düşündüm ve yine aynı hisler, nefesim daralıyo, boğazımda bir düğüm yutkunamıyorum, ellerim titremeye başlıyo sinirden ve işte gözlerimde biriken yaşlar dökülmeye başlıyo.
Hakim olamıyorum duygularıma sinir hücrelerim okadar diriki görevini büyük bir başarıyla yerine getiriyo, hislerimi doruklarda yaşatıyo... ve nekadar canımı yaksada, büyük nefret besili olsada içimde, geçmişi bırakamıyorum; çünkü okadar çok şey verdimki kendimden, okadar parça bıraktımki geride bırakıp gidersem sanki kendimide bırakıp gidecekmişim gibi, sanki ben değil bambaşka biriymiş gibi...

Evet yeni bir başlangıç... kendimide bırakıp gidemem. eğer orada bırakıp gidersem geçmişim geleceğimi yağmalamaya devam edecek. en ufak kırıntı bırakmadan çekip almalıyım kendimi oradan!

Peki ya hiç iz bırakmadan çekip gidebilmek mümkün mü_?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder